Tuesday, June 29, 2010

Elbise de dikmek lazım:)

Bugün yaz okulu başladı. Okul başlamadan yapılacak çok işim vardı aslında ama tabii ki yapamadım hepsini. Bu hafta içinde yapacaklarım şöyle: Öncelikle dolabımı düzeltmeliyim ve giymediğim kıyafetleri kesip biçmek üzere ayırmalıyım sonra mutfakta başladığım ufak çaplı bir temizlik işini bitirmeliyim -ki aslında büyük çaplı dolapları boşaltıp düzenleme yapmaktayım-...Ayrıca dikiş masamı tamamen elden geçirmeliyim yapacak çok şey birikti. Kısaca temizlik temizlik temizlik...
İyi haberse bunları bitirdikten sonra dikiş dikmeye başlayabilirim...Bu yazımda dikeceğim etek modellerini yazmıştım aynı zamanda elbise ve tulum modelleri de araştırıyorum...Yazı basma kumaşlarla dikilmiş etek ve elbiselerle geçirme planlarım var.
İşte bulabildiklerim...
Yaka ve kol fırfırlarını çok beğendim.
The Sartorialist in haziran postlarından Eva:) 

Sunday, June 27, 2010

İstanbul a dönmek


Dün sabah kardeşimi sınava götürdüm...O 'geleceğini' belirlemeye çalışırken ben kitap okuyordum...İronik geldi ama yapacak bir şey yok..

Bugün itibariyle İstanbul'dayım tekrar...Köprüden geçince kendimi evimde hissediyorum:)Otobüsle köprüden geçerken dayanamayıp fotoğraf çekiyorum:)

Saturday, June 26, 2010

Dikilecek etekler için küçük bir araştırma:)

Yarın İstanbul'a dönüyorum...
Yazın günlerin uzunluğu, havaların güzelliği ee bir de az dersin rahatlığı daha çok şey yapabilmemi sağlıyor...Onun için gitmeden dikmek istediğim etekler için model araştırmasına giriştim...Bu tarz etekler tam yazlık sıkılmadan bunalmadan giyilecek cinsten. Fırfırlı olanlar özellikle çok güzel görünüyor...
Ne dersiniz sizce de çok rahat görünmüyorlar mı?...
Yukarıdaki etekler Mango

Friday, June 25, 2010

Yeni bir gün yeni bir keyif

Deniz kenarında kahve dergi molası kadar keyifli birşey yok şu şehirde:) Ama yukarıda görünen havuz aldanmayın şimdi:)


Neden dergi alıyorum...diye sordum kendime...ahh birkaç cevabı var ve çok basit nedenlerden...
İlki tabii ki keyif için,
ikincisi bilgisayar başında milyonlarca şey görüp okusamda sayfalara dokunmak çok başka:)
üçüncüsü kokusunu bile seviyorum dergilerin
dööörrttt çok garip bir ilham kaynağı dergiler...Mesela birinin evinde bir çekim gerçekleşmiştir ve o evin küçük bir köşesinde bezbebek vardır...işte o bezbebeği görüp aklıma milyonlarca şey getirebilirim....
offf çok saçma oldu bu sıralama:) Başlamışken devam etsem mi?
Siz nelerden ilham alıyorsunuz? Dergiler? Bloglar? Kitaplar? Filmler?....
Daha önemli bir soru da sizin için keyif nedir? Kahve? Tatil? Sinema?....

Thursday, June 24, 2010

Kullan at yaşamlar??

Nerede kalmıştım:))
galiba hatırlamıyorum:))
Herneyse bi şekilde devam edeyim o zaman...
Biraz daraltıp modayı anladığımız anlama dönelim...
Herkesin 'tarz'a bakışı farklıdır aslında...68 kuşağının çiçek çocukları,70lerin ispanyol paçaları,80ler diskoları, 90ların renkli televizyon kuşağı, 2000lerin gelecek özlemi, tasarım merakı...100 yıl sonra ne olacak?
Ya çok uzun zaman sonra 3000yıl sonra mesela??...

Wednesday, June 23, 2010

İstanbul ve Moda üstüne yarım bir yazı:)

Dün dergi okurken düşündüm de moda olanlar ve neden moda oldukları üstüne...sadece kıyafet, çanta ayakkabıdan bahsetmiyorum, Dekorasyondan yürüyüş şekillerine, müzikten beslediğiniz hayvanın cinsine kadar çok geniş düşünelim şimdi...
Modanın aslında bireysel değil toplumsal olduğunu anlamak çok güç değildir heralde...Sadece senin beğendiğin moda değildir...Tabii modayı yönlendiren insanlardan biri değilsen:)...Aslında öyle olsan bile toplumun beğenisini yakalaman lazım bir şekilde...Bu cümleyi yazarken resort koleksiyonlar geldi gözümün önüne...Her neyse anlatmak istediğim şey biraz daha farklı, toplumsal bir yargı olarak görebiliriz modayı.Bu yüzden de dönemlere, çağlara bakarken incelememiz gereken bir olgudur moda...Tarihte yolculuğa gerek yok, çevrenize şöyle bir bakın kendi düşüncesini paylaştığı insanlarla aynı yaşam biçimini de paylaşır insan...Gittiğin yerler, arkadaşların, okuduğun kitaplar(kesin bir yargı olmamakla birlikte) senin nasıl giyindiğini, evinin nasıl dekore edildiğini vs de belirler...Bu yüzden daha küçük şehirlerde insanlar daha aynıdır köylerde mesela çok daha aynıdır...Bu yazıya devam etmek istiyorum ama şu anda dışarı çıkmam gerektiği için çok üstünde duramadığım etkenleri akşam yazmaya çalışacağım...
Yazıyı bitirmek amacıyla da İstanbulun çeşitliliğini sevdiğimi söylemek istiyorum...Ve trendsetter(yaz 2010) dan bir kaç resim ekleyip huzurlarınızdan ayrılıyorum:)
A dan Z ye İstanbul...En çok B yi sevdim:)

İstanbulu sevmezse gönül aşkı ne anlar...

Piktogramlarla İstanbul:)

Tuesday, June 22, 2010

Günün keyfi:)

Mersinli olanlar mutlaka bilir cafe 5dk yı..Kimi sever kimi sevmez ben seven kısımdayım galiba..çünkü bildiğim başka bir yer yoktur rahat rahat kahve içeceğim...Her neyse:)
kahve-dergi-güneş işte keyif budur bugün benim için:)
Daha da güzeli trendsetter'ın bu sayısı İstanbulu evirmiş çevirmiş irdelemiş,benim de çok beğendim bir kaç bölüm var ama onları yarın yazmayı planlıyorum hem uykum geldi hem de bir sorun var sanırım bilgisayarda:)
O zaman yarına kadar kendinize iyi bakın...

Monday, June 21, 2010

Supermarket Sarah

Ahh...Mersin hala çok sıcak...bende hala tembellik yapıyorum ama internet başında araştırmacı kişiliğim durmuyor(sanki dünyayı kurtaracak birşey araştıryomuşum gibi:))Her neyse renkli, eğlenceli herşey moral depolatır vee çok önemlidir diye zırvaladıktan sonra...Bu günlük eğlenceme geçelim:)

Supermarket Sarah...Hakkında bölümünde Sarah çevresindeki şirketleşmiş, birleşmiş dünyadan ayrılmaya ve kendi evinde bir dükkan kurmaya karar verdi diyor:))...Vintage ürünler satılıyor daha çok aynı zamanda yeni ürünler de var kıyafet,aksesuar, ev eşyaları...bir çok ürün mevcut kısaca:) Ben duvar düzenlemelerini çok sevdim...

Saturday, June 19, 2010

Blabla kids oyuncaklarından istiyorum:)

Dün Mersin'e geldim...Çok yorgunum sürekli uykum var...Çok sıcak burası iyice mayışıyorum..Bu arada burada birşey dikemediğim için internette dolaşırken gözüme takılanları yazayım dedim boş durmak olmaz değil mi?...Belki bir ara tüm gün ne yaptığımı yazarım...Nerelere gidilir nereden alış-veriş yapılır gibi gibi...ama çoookkk üşeniyorum:))
Neyse gelelim bugünkü eğlenceme, benim gibi bez bebek, örgü oyuncak vs... seviyorsanız kesinlikle bunlara bayılırsınız...Ben çok beğendim...
Şunun keyifle yatışına bakar mısınız:)

Wednesday, June 16, 2010

Le Queues de Sardines ve eğlenceli çorapları

Bu çorapları çok seviyorum...Le Queues de Sardines markanın adı... 
Bu süper eğlenceli markayı yaratanlar ise Marion Dubois ve Olivier Gonnet...
Malesef Türkiye de satan bir yer yok ama internetten sipariş verebilirsiniz.

Hepsi çok güzel.  

Ama ben en çok bunu beğendim...

Online satışını yapan sitelerden birine de bayılıyorum. Özellikle Lomo satmaları ve Lomo aksesuarlarının şirinliği nedeniyle:))... 
Bunlar da suicidalshop sitesinden beğendiklerim:)


Tuesday, June 15, 2010

How to sew zippers....Fermuar nasıl dikilir???

Bu yazımda fermuar dikmeyi anlatacağıma söz vermiştim...Bir sürü video ve açıklamadan sonra galiba en kolay yolunu buldum...Bu yazıda da hem bu elbiseyi nasıl diktiğimi hem de fermuar dikmenin kolay yolunu anlatacağım...Kumaşı amerikan bezi batik yapmıştım ama ne yapacağıma karar vermemiştim.Hadi başlayalım...:)
I promissed to explain easy way to sew zippers in this post...After lots of videos I learn the best way to sew zipper...In this post except sewing zipper I also want to show how to sew this dress ...I had this fabric it was white but I painted it first...And let's start...


İlk olarak t-shirtlerimden birini kalıp olarak kullandım.
First I put one of my t-shirt on the fabric as a pattern.
Kestikten sonra küçük olacağını düşündüm ve önüne parça ekledim...tamamen doğaçlama çalışıyorum:)
Later I realized that it will be too small because the fabric wasn't elastic so I added little fabric front of the dress...Totally spontaneous....:)

Arkasına fermuarını diktim....Önce ön ve arka parçanın işlemlerini tamamlamalısınız(fermuar,orta kısımları,pliler...vs..)Sonra omuzları dikiyorsunuz en sonda yanlarını...Şimdi fermuara geçebiliriz...
I sewed zipper to the back...You should sew front and back first(zippers, middle parts etc...) second step is sewing shoulders and then sew both sides...Now we can continue with a zipper...

Saturday, June 12, 2010

ZO PİA PİA -- Cam takılar ve onların tasarımcısı:)

Merhabalar...
Bloga yeni bir soluk getirmek amacıyla röportaj yapmaya başlamaya karar verdim...Önce tanıdıklarımdan başlamak işin en güvenli yolu...O yüzden de çok sevdiğim arkadaşım(başka kelime bulamadım kuş kız mı deseydim bilemedim:)) Ezginin ablası dolayısıyla benim de ablam olan Eylem ablayla röportaj yaptım...Sorular 3.tekil şahıs kullanılarak soruldu çünkü diğer türlü çok resmi olacakmış gibi geldi bana:).Kendisi kendisini anlatıyor zaten...Neden Eylem Albayrak diye bana sorarsanız nedenlerim var elbette...
Birincisi bu yıl kendi atölyesini açtı ve artık çok sevdiği bir işi yapıyor...
İkincisi harika takılar tasarlıyor hem de cam ve gümüş kullanarak...
Üçüncüsü onu seviyoruz ben ve herkes:))İşte sorular-cevaplar ve tasarımları:)

     Kısaca Eylem Albayrak kimdir? Nereden mezundur? Ne yer ne içer?
-Eylem Albayrak benim :). istanbulda yaşıyorum İTU Endüstri Ürünleri Tasarımı mezunuyum, kuyumculuk sektöründe 7 yıl kalıp üretimi yaptıktan sonra eee yeter ben buraya ait değilim deyip cam yapma isteğiyle dolup taşıp taksimdeki şimdiki yerimi açtım. şu anda da cam ve gümüşü birleştirip tasarımından bitimine kadar tüm aşamalarını kendi yaptığım( gümüş kısımlarının temizlenmesi başka bir atölyede yapılıyor sadece) takıları satmaktayım. ne yiyip içtiğimi de boşverelim şimdilik çok merak eden olursa onu sonra anlatırım :)
       Neden takı yapar? Takılarını nasıl yapar? Hangi duyguyla yapar?
-Aslında okuldaki seçmeli olan takı dersini çok sevmiştim sonra takı sektöründe bi firmada işe başladım ama sevmedim işin kalıp kısmını. ben yaratmak istiyordum, daha sonra cam kursuna başladım camın yapısı çok ilginç geldi. hem katı hem sıvı hem kumdan meydana geliyor hem de saydam bence çok ilginç bi malzeme, camın o ısıyla aldığı akışkanlık muhteşem, yaparken dinlendiren bişey.
      Atölye açmaya neden karar vermiştir? Atölyesi nerededir? Kimler gelir atölyeye...kısaca atölyesiyle ilgili söylemek istedikleri nelerdir?  
-Benim atölyem ve satışım aynı yerde taksimdeyim (firuzağa mah. yeni çarşı cad. no:35/A) reklamımı da yapayım dimi. atölyeye genelde yabancılar geliyo onların daha çok ilgisini çekiyor. orda hem üretip hem satmam. atölye de çalışmaktan çok keyif alıyorum bu işten sıkılırmıyım bilmiyorum ama hem kendi işini yapmak birilerinden emir almamak bi tasarımcı için harika bişey, hem de zaten sevdiğin bi malzemeye şekil vermek daha harika bişe :)
Başka işlere bulaşmayı düşünür mü?Sonuçta o bir tasarımcı:))Takı dışında başka tasarımları olacak mıdır?
-Aslında şu bir yıl sadece takı düşünüyorum ama galiba benim asıl merkez noktam cam o yüzden camla ilgili herşeyi yapmak istiyorum.
 İstanbulu sever mi?Başka şehirleri mi sever yoksa?:))
-İstanbulu yeni yeni sevmeye başladım, ama başka şehirleri başka hayatları tanımak da istanbul kadar güzel 
         Söylemek istediği başka ne vardır? benim aklıma gelmeyen:)))
-Teşekkür ederim umarım sen de ilerde gerçekten yeteneğini kullanabileceğin bir hayalini gerçekleştirirsin sen ve herkes:).
Son olarak takıları beğenenler ve sipariş vermek isteyenler için nasıl sipariş alır, nasıl ulaşılır? 
-Takılarıma facebooktan zo pia pia grubundan ulaşabilirsiniz şimdilik, internet sitem de yapım aşamasında.

Wednesday, June 9, 2010

New collage

     merhaba...Bu hafta hüzünlü bir hafta çünkü ev arkadaşlarıma veda etme zamanı geldi:(...dün gece pizza gecesi yaptık çünkü ev arkadaşlarımdan bir tanesi italyan,8 kişiydik Daeton yoktu....hımmm ama dolmamız vardı...napim Daeton dolmayı çok seviyorum..lezzetli bi akşam oldu...Sara ve Küpçük teşekkürler....ama malesef ülkelerine geri dönüyorlar...iyi arkadaş olduk gerçekten de, sizi özleyeceğim çocuklar:)....
     Hey...this week I am very sad because I have to say good bye to my flatmates:(...we had a pizza night yesterday bacause one of them is from Italy...we were 8 but Daeton wasnt at home...hımmm but we had Dolma:)Sorry Daeton I like dolma more:)...delicious night...thanks Sara and Küpçük:))...but unfortunately they are going to return their countries...we have been really good friends...so (anyway) I love you guys...:)...I will miss you...
Aslında yeni kolajımı yazmak istiyorum...Bu kolajı çok sevdim çünkü 1980den kalma bir hayat bilgisi kitabı buldum ve onun sayfalarını kullandım...
Actually I want to write about my new collage...I really like this because I found a book for primary school kids that published in 1980 and I used its pieces for this collage...

Tuesday, June 1, 2010

Blog dünyası ve sevgili stil direktörü:)

Çok iyi bir blogger değilim ama 3 blogum var...hepsini ayrı seviyorum...bir de blog okumayı seviyorum...zaten bu dünyaya bir adım atınca kendinizi kaptırıveriyosunuz hemen...

şu anda pek bir şey yapamıyorum çünkü final haftam ve ben 5 yıllık okul hayatımda ilk defa bu kadar istikrarlı çalışıyorum finallere çünkü kabul ettim artık bölümümü sevmesemde bitirmek zorundayım...ve görüyorum ki çalışınca yapabiliyorum...aslında yazacak çok şey var ama yakın türkiye tarihi okumaktan uykum geldi...

Bir de söylemek istediğim bir şey var Stil Direktörü Eda'yı hepiniz bilirsiniz blogger ülkesinin en şeker yazarlarından biri olduğunu söylesem herkes hemfikir olur sanırım...Hiç tanışmadığınız halde sıcak ve samimi gelir hemen size:)
Bunu yazmamın iki sebebi var:
 Birincisi bloguma yorum yapılamadığını fark ettiğinde bana hemen mail atması ve uyarması.Siz nasıl düşünürsünüz bilmem ama bence çok nazik ve duyarlı bir davranış...Hepimiz için yorumlar çok önemli aslında yazılarımıza devam ederken motivasyon kaynağı oluyor yorumlar....Ve sadece okuduğum bloglara artık yorum bırakmak için de zaman ayırmam gerektiğini düşündürdü bana ve utandım açıkçası:)...tekrar teşekkürler Edacım:)
 İkincisi de en son bir blog yazısındaki bir yanlışlığı fark edip yorum bıraktım ve bırakın yanlışlığı düzeltmek yorumumu bile yayınlamadı sağolsun...Buradaki sorun benim yorumumun yayınlanmaması değil ama 500 küsür izleyicisi olan bir blog üstelik her gün neler yapacağını anlatıp insanlara fikir veriyorsa gideceği yerlerin var olup olmadığını araştırması gerek diye düşünüyorum...Ve 5 yıldır okuduğum okulun bahar şenliği diye bir kavramı olmadığını hatırlatmam( ki hassas bir konudur okul yönetimi tarafından zamanında kaldırılmış bir etkinliktir) bence onu kötülemek için değil kibarca düzeltme yapmak içindir..demek istediğim böyle bloggerlarda var kısaca:)..Napim ama Boğaziçi Üniversitesinde Bahar Şenliği yok :)

neyse uzun oldu biraz öperim ve iyi geceler dilerim...:)