Thursday, September 30, 2010

Bu sefer sizin fikirlerinize ihtiyacım var

Merhaba oradakiler:)
Planlama yapmaya çalışıyorum.  Yardımınıza ihtiyacım olabilir. Küçük bir liste yaptım okuyup fikir ve önerillerinizi bildirirseniz sevinirim.
1)Gardrobumu temizlemeye başladım ama kendisi biraz küçük(hangimiz gardrobumuza eşyalarımızı sığdırabiliyoruz ki?:)) Onun için düzenleme önerilerine ihtiyacım var. Bir ara kıyafetlerimin fotoğraflarını çekip oylamaya bile sunma planlarım var hangisi gitmeli hangisi kalmalı diye:)
2)Bu evimi sahiplenemediğimi düşünüyorum çünkü aklıma hiç garip dekorasyon fikirleri gelmiyor. Onun için bildiğiniz bulduğunuz maliyeti düşük hatta kendi kendime yapabileceğim bir şeyler varsa gönderir misiniz? İster yorum yazarak isterseniz sağda duran mail adresime mail atarak. Sonra yapabildiklerimi yayınlarım.Böylelikle evim benim evim gibi olur ve baktıkça da sizi hatırlarım:))Hatta iserseniz sizin yaptığınız fikirleri de yayınlarım:)
3)Çok yorgun hissediyorum kendimi ve yaptığım pek bir şey de yok. Bildiğiniz meyveli sebzeli enerji veren tarifler var mı? Annesinden uzak bu kıza yardım edin:)) Eczaneye gidip vitamin almak istemiyorum. Neden derseniz birincisi sadece 1 kere içip sonra hep unutuyorum. İkincisi de çok yapay geliyor doğalı tercih ederim.
4)Uzun bir süre dikiş dikemeyeceğim galiba. Derslerim kabus gibi bu sene. Bloga yazmayı bırakmak istemiyorum. Ne yapabilirim sizce. Var mı bunu yaz dediğiniz konular?

İşte şimdilik bu kadar.Aklıma geldikçe eklerim.

Sunday, September 26, 2010

Küçük atölyemden eğlenceler

Bu yazımda çalışma köşemin halini yazmıştım. Şimdi daha iyi durumda. Böylelikle sevdiğim eşyaları rahatça görebiliyorum. Bu küçücük şeyler bile bana ilham veriyor bazen. İşte seçtiklerim:
Kitaplığıma sevdiğim kumaşları yerleştiriyorum böylece sürekli gözümün önündeler ve fikir veriyorlar.

I love pink cats

Pembe Kedileri severim
Ve onların tüylü yataklarını:)

İkisini de tahmin edersiniz ki ben yaptım. İlki etamin denemem sonucu ortaya çıktı. İlk denemem olduğu için çok zor bir şeyler yapmak istemedim.Kot pantolon paçalarıyla da yanlarını yaptım. Bence çok sevimli oldu.
Grundy'nin yatağını çok önce yapmıştım. Bir gece otururken kalan kumaşlardan o yüzden pek uğraşmadım ama aynı mantıkla daha iyisini yapma planım var.Gerçi o bunu çok seviyor kışın hep üstünde.Şimdilik benden bu kadar. İyi geceler:)

Saturday, September 25, 2010

Kağıt hamuru nasıl yapılır?

Kağıt hamuru yapmanın bir çok yolu var ben bu sefer bu yolu denedim.Sorunsuz oldu. Sizde yapmak isterseniz
    İşte malzemeler:
1) Tuvalet kağıdı
2)Ağaç tutkalı
3)Tuz
4)Beklerken kahve içmek için kahve makinesi :))
EDIT: kahve makinesini yazıp nişastayı yazmamışım....Bir avuç da nişasta ekleyin lütfen...:)




Ve başlıyoruz....:)

Tuesday, September 21, 2010

Kayıt günü ve yeni haber

Bugün çok uzun bir gündü. Sabah erkenden kalkıp her dönem yaşadığımız kayıt stresiyle okula gittik. Boğaziçili olmayan anlayamaz registration çilesi dediğimiz bu çileyi.
Neden mi?
Kısaca anlatayım. 10da kayıt sistemi açılır. Okulun internet bağlantısı diğerlerinden önce açıldığı için eğer dışarıdan bağlanıyorsanız kaderinize razı olup kotası olan dersleri ya baştan unutursunuz ya da 2hafta hocaların peşinden koşmayı göze alırsınız çünkü kotalar 10 u 3 geçe dolar. Okuldan girmeniz çözüm gibi görünebilir ama 3 dakika içinde 10.000 kişilik bir okulda 20 kişiye açılan bir dersi almanız gerekiyor olabilir.
Hocalar dersi alma isteğinizi genelde ilk seferde reddederler.1 hafta belki de hiç alamayacağınız bir derse girmek zorunda kalırsınız. Bu hafta içinde her gün gidip yalvarmanız gerektiğini saymıyorum bile çünkü dersi veren hocalar fazla kişiyle uğraşmak istemez.
Eğer dersleri alabilen şanslı azınlıktaysanız (ki bu sene o azınlıktayım sanırım 10'u 5 geçe tüm derslerimi eklemiş sistemin başında huzurla oturuyordum) dersin başka derslerle çakışmasıyla uğraşırsınız ya da ders istediğiniz gibi çıkmaz dönem boyu bol bol küfür edersiniz.
Sistem diğer okulların sistemine göre çok yavaştır.Mesela ben 10da açılan sisteme girebilmek için akşam 5'e kadar oturduğum günleri hatırlıyorum da kabus gibi desem az kalır.Daha fazla uzatıp sizi sıkmayayım yoksa bir boğaziçiliye registration dediğiniz anda susmadan saatlerce konuşabilir.(Boğaziçili blogu, okuyanlar varsa el kaldırsın hatta küçük bi registration anısı harika olur mümkünse:))İşte bu yüzden bu gün erkenden okuldaydım. Sonrası, aslında koşuşturma ve arkadaşlarla özlem giderme şeklinde geçti onun için bunu anlatmama da gerek yok:)

Aslında yazmak istediğim başka bir şey var ama günün anlam ve önemini iletmek istedim önce. 

Asıl yazmak istediğim ise geçen hafta bir mail aldım. Blogumda yazdığım tasarım yazılarını kullanmak için izin isteyen bir maildi aslında ama sonra sitede yazar olmaya dönüştü bu fikir. Böyle bir geri dönüş almak blog yazarları için gerçekten çok sevindirici tahmin edersiniz. Benim içinde öyle oldu.
Bundan sonra http://www.iy2.net/ sitesinde tasarım başlığı altında da yazıyor olacağım.Çok hazırlıksız yakalandığım ve bu hafta biraz yoğun olacağım için çok sık yazamayabilirim hem bloga hem siteye ama düzene girecek bir şekilde.


Site test yayında. Sanırım beta yayındaymış Teknolojiyi pek anlamadığım için beta, alfa, omega benim için bir. Eğer anlıyorsanız siz ne demek olduğunu biliyorsunuzdur, beni de aydınlatırsanız sevinirim.:)

Uzun bir yazı oluyor farkındayım ama orada da beni yalnız bırakmazsanız sevinirim. Kendinize çok iyi bakın.

Friday, September 17, 2010

Design week haberleri

Uzun zamandır yazacağım ama hep erteliyorum. Bu yazımda design week hakkında bilgi vermiştim. Sonrasında tasarım haftasına kulüpçe katılma fikri doğdu ve yerimiz bile kesinleşti.
Gsk hareketlenmeye,yeni tasarımlar düşünmeye ve onları uygulamaya başladı bile. Ben şimdilik son dakikacılığıma sığınıp erteliyorum aklımdaki fikirleri.Bakalım neler çıkacak ortaya.
29 Eylül- 3Ekim tarihleri arasında zaman bulup eski galata köprüsüne uğrarsanız Bogaziçi Üniversitesi’ne ayrılmış bölümde beni bulabilirsiniz. Söz veriyorum bu sefer fashion week gibi olmayacak,bol bol fotoğraf ve haberle sizi de bilgilendireceğim.Özellikle kendi tasarımlarımı yetiştirebilirsem onlar hakkında.


Bu fotoğraf da kulübün en sevdiğimiz köşesinden. Yazıyla alakasız ama fotoğraf ararken bunu koymak istedim:)Bir kaç haberim daha var ama onlar gelecek postlarda.

Wednesday, September 15, 2010

Çalışma köşemin hali

İstanbuldayım:))
1 Hafta da özlemişim evimi. Ama çalışma masamın bu görüntüsüyle karşılaşınca mersine geri mi kaçsam diye düşünmekteyim. 

Tuesday, September 14, 2010

çok kişi olduk:)


Takip edenler 100 kişi olmuş. Ne de güzel olmuş:)

Mutluyum gördüğünüz gibi...İlk nedeni blogun izleyicilerinin artması:)
İkinci nedeni ise güzel bir şeyler olacağını hissetmeye başlamam. 

Nedensiz bir his bu ama huzur vermeye yetti. 
Bir süredir çok belirsiz ve huzursuzdum çünkü. Bakalım neler olacak?

İşte bu kadar sadece bunları yazmak istedim. Yarın mersinde son günüm...
Ben istanbula varana kadar kendinize dikkat edin...
Bol bol yorum bırakın olur mu?
Çünkü mailimi açınca ve onaylanacak yorumları görünce çok mutlu oluyorum ve eğleniyorum o yüzden:)



Saturday, September 11, 2010

Spring 2011 moda haftaları maratonu

İstanbul fashion week fotoğraflarımı hala yükleyemesemde moda haftaları devam ediyor.2011 spring koleksiyonları görücüye çıktı kısaca. Bende bir göz atalım istedim. Neler bekliyor bizi baharda?
Renk
İlk gözüme çarpan beyaz renk kullanımının çokluğu oldu. Neredeyse tüm tasarımcılar beyaz renk de karar kılmışlar gibi. Peki sadece beyaz mı? Hayır. Yeşilin özellikle bir kaç sezondur görmeye alıştığımız hakiye yakın tonları, maviler ve krem rengi de bol bol kullanılmış.Ara ara fıstık yeşiller ve kahverengiler ve turuncular da bahara renk katmakta.

Friday, September 10, 2010

Rendelenmiş jean:)


Mersin de dikemediğim için kesiyorum:)...Hepinizi görmüşsünüzdür internette rendeyle jean parçalama işine giriştim. 

Mersin


Mersin de gittiğim yerler yıllardır aynı sanırım. Kahve içmek için cafe 5dk.
5dk dan çok sıkılırsak cep sinemasının üstü:) 
Burası hala sıcak olduğu için buzlu içeceklerle serinlemeye devam ediyoruz.

Mersinden takip edeniniz var mı bilmiyorum. Ama güzel ve sakin bir yerler önerirseniz hiç fena olmaz. Yeni yerler konusunda hiç bir fikrim yok çünkü.

Bu arada kedi ve köpekleri de çok paylaşımcı bu şehrin:)
Çok keyifli görünüyorlardı fotoğraf çekmeden edemedim.

Thursday, September 9, 2010

iyi bayramlar

Kutlamalarda iyi değilimdir...O yüzden mutlu bayramlar, iyi bayramlar, bayramınız kutlu olsun gibi cümlelerden başka aklıma bişi gelmiyor. Ama önemli olan niyet değil mi?
Hepinize iyi bayramlar o zaman:)

Tuesday, September 7, 2010

Basma tulumum

Tekrar merhaba...Bloga kendi yaptığım bir şeyleri eklemeyi özlemiştim. Fotoğraf makinemi aldım. Mersindeyim, hava hala temmuzdan kalma. Ben de bu fırsatı değerlendirip gelmeden bir kaç hafta önce diktiğim tulumumu giydim bugün. Ayağımda plastik ayakkabılar, bez çantam... Her şey hala yaz havasında halbuki hırkalar getirmiştim bir ihtimal soğuk olur diye.

Maskeyi annemin okulda yaptırdığı maskelerden. Annem çocuk gelişimi öğretmeni olunca maskeler, oyuncaklar vs hep uğraştığı işler arasında. Benim bez bebek sevgim de buradan geliyor sanırım.Aslında yüzümü göstermemek gibi bir kaygım yok sadece canım istemiyor bazen.

Thursday, September 2, 2010

jean şort


Uzun zamandır severek giydiğim ve çok da rahat ettiğim giysilerim jean şortlarım oldu. Yaz kış demeden sıkılmadan giyiyorum. Biliyorum her yerde 50ler 60lar ve 70ler rüzgarları esmekte. Ama sokaklarda da sürekli görebileceğimiz şort&gömlek kombinleri bir kaç detayla hem tarz hem de rahat durmuyor mu?

Wednesday, September 1, 2010

Sabrina

Madem kendi yaptıklarımı yazamıyorum ve bloga yazı eklemek istiyorum o zaman bende uzun zamandır izlemeye çalışıp ancak dün izleyebildiğim Sabrina dan fotoğraflar koyarım, izlemeyenlere öneririm, izleyenlerin de hafızasını tazelerim.
Uzun yazmak istemiyorum sadece fotoğraflar var. Filmle ilgili bilgiyi zaten bulabilirsiniz her yerde:)
Audrey Hepburn'un partide giydiği beyaz elbise tabii ki givenchy:)