Monday, February 28, 2011

Wish list

   Evet dün gece oturdum kendime bir wish list hazırladım. Bayram değil seyran değil noel baba çoktan uçtu diyebilirsiniz ama yaptım işte ne yaparsınız.İşte listem;
1) Ipad alıyor ilk sırayı. Öyle teknoloji meraklısı bir insan değilim ama sevdim bir kere, istemekten zarar gelmez değil mi?
2) Baharı hatırlamaya ihtiyacım var. Onun için baharı hatırlatacak, ılık ilkbaharda da bol bol giyilecek çiçekli böcekli bir ayakkabıya da ihtiyacım var.
3) Biliyorum dikiş makinem vızır vızır çalışmıyor ama brother'ın bu makinesini istiyorum.Nakış filan yapcam belki değil mi ama?
4) Bana her güneş gözlüğü yakışmıyor malesef. Takabildiğim tek gözlük de parçalanmak üzere olabilir:)Yakışan her gözlüğü almak istemekteyim şu anda.
5) Aslında ilk sıraya yakışacak bir istek. GÜNEEEEŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞŞ....İstanbulda olanlar hak verecektir. Donduk yeter yahu.
6) Ben takı seçebilen bir insan değilim daha doğrusu takı alabilen bir insan değilim zaten bana göre yüzük ve bileklikler filan ancak barbie bebekli filan olanlar:( O yüzden annemin seçtiği bir kutu dolusu takı hiç fena olmazdı. Annem eğlenceli takı uzmanı bence:)
7) Dijital fotoğraf makinesi. Her ne kadar buraya bir 50d fotoğrafı koymuş olsam da 500d de olur valla diyorum:) Analogla fotoğraf çekmeyi sevsem de dijitalin kolaylığı cezbedici. Hem bakın her şey sizler için aslında:)
8) Okul başlayınca çanta sıkıntısı da nüksediyor bende. Çantaya değil ayakabıya olan düşkünlüğüm yüzünden olsa gerek. Yüz yıllarca kullanacağım deri bol gözlü ve mümkünse tüm defterlerimi taşıyacak bir çanta varsa benim olsun hemen:)

İşte bu kadar. İstemek elde etmenin yarısıdır diye bir söz yok (aç gözlü müyüm neyim bende:)) Ama olsalardı fena olmazdı hani.
Sevgiler sayın okuyucular

ps: hep birlikte enerji filan yollasak, dua etsek filan acaba bahar dayanamaz gelir mi?

Sunday, February 27, 2011

Yeni eğlencemize merhaba deyin

İnternetin hala çok kötü durumda olması yazı yazmamı zorlaştırıyor:(
Ama yine de kendime eğlence bulamadan edemiyorum.
Ailecek yani eğlencemiz ikeadan aldığım ve sanırım ismi hama olan boncuklar.
Eve gelenin önüne koyuyorum bu boncukları hiç sesleri çıkmadan saatlerce oturuyorlar:)
Bu da bi gece kendimizi kaptırıp artık tablo mu yapsak bunlardan demeye başladığımız da yaptığım amca.
Altına mıknatıs yapıştırdım buzdolabının karmaşıklığına kendisi de katıldı.

Wednesday, February 23, 2011

Bir fikrim var gibi

Offff....Dolabımın içindeki kıyafetlerle başa çıkamıyorum artık. Eğer kocaman bir giyinme odası olmayanlardansanız hiç bir kadının da baş edebileceğini sanmıyorum:) Aslında derdim hepsinin bir kere giydikten sonra gözüme sıradan, sıkıcı, sorunlu eksik vs gelmesi. Bu yüzden şu anda hepsi sepetlerde odamın ortasında el atmam için 3gündür bekliyorlar.3gün boyunca kıyafet yığınına bakmak tahmin edersiniz ki hem mutsuz edici hem de cesaret verici bir etkisi var.Mesela hepsini hiç düşünmeden atabilirim şu anda.Ya da kafayı bozup şöyle bir oda istiyorum diye tutturabilirim.

İkincisi şimdiki öğrenci evimde imkansız göründüğü için mutsuz olabilirim.
Ama aslında aklıma küçük bir fikir de gelmedi değil. Ama biraz geliştirilmeye ihtiyacı var bu fikrin. Bu yüzden de sizden yardım istiyorum. Ana hatları şöyle fikrin; her hafta için 1 ya da 2 parça seçip hem facebook sayfasına hem de bloga koyacağım resimlerini o hafta içinde sizin yorumlarınıza açık olacak ve sizden gelen fikirlerle değiştirmeye çalışacağım o parçayı. Daha eğlenceli ya da daha giyilebilir hale sokmak için. Ben ne yapmayı ve nasıl yapmayı istediğimi yazarım ilk olarak, siz de ya o fikir üstünden ya da çok farklı bir fikirle yardımcı olursunuz. Ben de böylece yenileme azmiyle dolup taşar ve sizlerle de süreci paylaşırım. 
Ne dersiniz? Uygulanabilir bir fikir gibi görünüyor mu? Yoksa daha farklı bir yöntem mi olmalı? Hadi yorum yazın beni yalnız bırakmayın.

Tuesday, February 22, 2011

İlk hafta

Okulun ilk haftası hep en yorucu olanı oluyor. Blog okumaya bile halim yok bugünlerde. Aslında bir kaç post var yazacağım ama üşeniyorum çok şimdilik idare edin geri döneceğim tekrar:)

Sunday, February 20, 2011

Her şey cam- Zo Pia Pia

 Tekrar merhaba,
Yazmaya çalışıyorum kaç gündür ama internet çok sorunlu. Şu iki fotoğrafı 1saatte yükleyebildim.
Daha çok fotoğraf var ama yüklenmedi maalesef.
Buradan TTNET'e 3 gündür bol bol küfür ettiğimi de bildirmek isterim.Hem o kadar para ödeyip hem de 2 fotoğraf için 1 saat beklemek hiç hoşuma gitmiyor açıkçası.
Her neyse konumuz Zo Pia Pia.

Bu yazımda Eylem ablayla röportaj yapmıştım hatırlayan varsa. Geçen hafta ise yeni yerine uğradım.
Satılan her şey cam. Farklı teknikler kullanılarak farklı atölyelerde ama elde yapılmışlar.
Hepsi çok emek isteyen parçalar.
Zo pia pia yeni yerinde çok güzel olmuş.
Gitmek isterseniz Galatasaray lisesinin yanından aşağıya doğru inerken sağda:)

Tam adresi ise: Çarşı Cad., Tomtom Mh., No:50/A Beyoğlu

Saturday, February 12, 2011

craft room inspiration

  Tatilin yarısından çoğu bitti ama ben sadece internette gezinmekle yetindim bu tatil boyunca.
Masamı toplamanın vakti geldiğini anlayınca da oturdum fotoğrafları inceledim:)

 Bu mankeni çok sevdim.

Bu raflara da bayıldım.
Turuncu duvar ise çok güzel durmuş bence.

Onun için madem sevgililer günü yaklaşıyor.
Böyle günlerde berbatımdır. Anlamsız gelir bana, bize. Onun için kutlamayız.Neyi kutluyorsak zaten çok saçma:)
Ama eğer sevgilim benim için bir şeyler yapmak isterse diye buradan duyuruyorum:)
Çalışma köşemi boyayıp bir sürü raf çaksan ya:)
Söz ben de hep düzenli bir kız olacağım:)

Siz neler istiyorsunuz sevgililer günü için?
Hadi ama hala o tektaşı istiyor olamazsınız ya da o harika çantayı.
Hayatınıza hep mutluluk katacak bir şeyler isteyin bence. Hayatınızı kolaylaştıracak ve her gün size onu hatırlatacak. Tamam belki parmağınızda taşıyacağınız bir şeyde hatırlatacaktır ama kaç gün mutlu edebilir sizi? Beni etmezdi şahsen:))

Not:harikayım dimi çalışma odasını sevgililer gününe bağlayıverdim:)
Burada ve burada daha çok resim var:)

Wednesday, February 9, 2011

Bir bakışta tüm İndirimlr- yeni bir site haberi

Herkese merhaba:))
Gelen bir mail üzerine haberdar olduğum Indirimlr den sizi de haberdar etmek istedim. 
Ben sitenin fikrini çok beğendim. 
Ayrıca sitede gayet kolay ulaşılabilir linkler, yorumlar ve sayfalar olması çok hoşuma gitti.Siz de topluca tüm indirimleri görmek isterseniz siteyi mutlak ziyaret edin derim ben. 

Peki nedir bu site? 
İşte kendi anlatımlarıyla site hakkında açıklama;


"Eğer Türkiye'deki trendler ilginizi çekiyorsa, size bir haberim var! Bilirsiniz grup satın alma modeli artık Türkiye'de sevilen ve hızla yayılan bir alışveriş yöntemidir! Yüksek sayıdaki fırsat siteleri her gün bizlere inanılmaz fırsatlar sunmaktadır. Bu farklı teklifleri her gün saatlerce ayrı ayrı sitelerde incelemek zor oluyor!!! Bunun başka bir yolu yokmu acaba diyorsanız?
Tabiki var! Indirimlr – kategorilere göre sırlanmış, tüm fırsatların bir arada olan, interaktif ve kolay kullanımlı bir platform hazırladı.
Kimin senin için en iyi teklifleri sunduğunu karar vermen için, tüm fırsat sitelerini, Alexa Rank puanlarını ve şehirlerin sayılarını bir listede sunuyor. Ayrıca, seçeneğini daha da kolaylaştırman için, siteler hakkında kendi yorumlarını açıklaman mümkündür. Böylece Indirimlr ile boş zamanlarını organize etmen daha kolay ve çabuk olaçak ve eğlenme faktörün yükselir!
Sende çeşitli fırsatları koylaca takibe almak istiyorsan eğer, buradan Indirimlr'e mutlaka üye olmalısın!"

Monday, February 7, 2011

İstanbul fashion week Tasarımcılardan birer parça (3-son)

Zeynep Erdoğan mavili turunculu kahveli bir koleksiyonla çıktı karşımıza.
Bu pantolonu ve yaka detayını çok sevdim ben.
Özellikle mankenin duruşu, saç ve makyajla harika durmuş.

Zeynep Tosun'un dijital baskıları çok başarılıydı.
Bu eteğin baskısı ve duruşu bana kovboy filmlerini hatırlattı.
Başarılı:)

Niyazi Erdoğan 'Dolmuş' ile en çok konuşulan tasarımcı oldu.
Defile de kullandığı müzikle, "miras değil alın teri" yazan t-shirtleriyle ve kullandığı aksesuarlarla çok güzel anlatmış dolmuş kültürünü.
Bu ceketin tamir aleti detayını beğendim:) 

,
Gamze Saraçoğlu defilesinde mankenlerin makyajı saçları ve kalın kaşları çok başarılıydı bana göre.
Bu elbise ise gerek kumaşıyla gerek kesimiyle gerekse duruşuyla övgüyü hak ediyor.

Sanırım bu benden son post IFW2011 ile ilgili.
Her ne kadar organizasyonun eksiklikleri çok tartışılsa da tasarımcıların emekleri ve çıkardıkları başarılı işler için tebrik ediyorum hepsini.
Gelecek moda haftalarımızda bir çok eksikliğin gözden geçirilip tamamlanmasını umarak kendinize iyi bakın diyorum:)
Sevgiler:))

Leather clutch

 Daha bitmedi ama size göstermek istedim.
Yan dikişleri tamamlandıktan sonra son düzeltmeleri de yapılacak.Astarı soldan görünmeyecek dikişleri düzeltilecek filan:)Yamuk da durmayacak tabii böyle.
Fotoğrafta biraz kötü çıkmış ama pudra rengi çok güzel bir deri kullandım:)
Altı da çikolata kahve.
Bitince bir de elimdeyken çekerim boyunu görebilirsiniz.
Bu haliyle nasıl görünüyor peki?

Sunday, February 6, 2011

İstanbul fashion week Tasarımcılardan birer parça (2)

Özlem Kaya'nın koleksiyonunda kullandığı renkleri çok sevdim.
Bu elbisenin ise kesimi çok hoşuma gitti.Omuzları göğsü ve etek ucu(özellikle arkası) çok sade ve güzel duruyor.
Zaten bu yazdan itibaren arkası uzun etekleri bol bol görmeye başlayacağız bu da güzel bir örnek sanırım.

Biliyorum Simay Bülbül deri kullanmayı çok seviyor ama bu elbisenin kumaşını çok sevdim.
Zema'nın seslenişi çok güzel bir koleksiyon olmuş.Ama ben sihirli ilkbahar yaz koleksiyonunu daha kendime yakın buldum diyebilirim.

 Jale Hürdoğan koleksiyonundan en çok bu tasarımı beğendim. 
Özellikle de sırtını ve bel detayını.

IFW'den önce malesef bir yanlış anlaşılmaya neden olmuştum.Kendisinden bu yazıyla özür dilediğim Deniz Kaprol gerçekten Türkiye'nin ilk takı defilesini yapmanın hakkını verdi ve hem konsept olarak hem de tasarımlarıyla harika bir iş çıkardı.

İstanbul fashion week Tasarımcılardan birer parça (1)

Moda haftası fotoğrafları gelecek demiştim ama ne ilk gün dışında gidebildim Santral İstanbul'a kadar ne de iilk gün çektiğim fotoğrafları alabildim. Aslına bakarsanız sadece üşengeçliğimden kaynaklanmıyor gitmemem. Galiba Taşkışla'yı daha çok seviyordum.Bir de malum hava soğuk ilk gün tarzan gibi çıkınca dışarı baya bi üşüdüm. Neyse zaten bol bol foto var sizin de bildiğiniz üzere. Hem markafoni blog sayesinde hepsinin videolarını da izleyebildik. Ben de en beğendiğim parçaları yazayım istedim.Tasarımcılardan biraz zor olsa da sadece bir parça seçmeye çalıştım.Gerçi benim çektiğim "süper" sanatsal(!) fotoğraflar yok ama olsun:))) Fotoğraflar markafoni blogdan.

Özgür Masur'un Ebru desenini çok sevdim.
Neden hiç ebru kullanmıyorlar diye yakınan biri olarak sevmemem de imkansızdı. Renkler süper olmuş.
Pantolonun duruşu ve sarı pelerin çok hoş olmuş.('cape' tam olarak pelerin olarak mı çevrilmeli acaba? pelerin deyince aklıma sadece vampirler geliyor:)) 
Günseli Türkay yine favorim oldu açıkçası.
Çok seviyorum tarzını. 
Bu sene solo defile hazırlayan tasarımcı 'Kırık porselen' koleksiyonunda da kesinlikle çok başarılı bir iş çıkarmış.
Önce seçemedim ama bu eteğin desenini ve boyunu çok sevdiğime karar verince bu oldu favori parçam:)
Tuvana Büyükçınar'ın seçtiği desenlere ve kullandığı kumaşlara hep hayranım sanırım.
Bu eteği çok çok beğendim. Basma desenli tulumunu da çok beğendiğimi söylemeden geçemeyeceğim.

Bir sonraki yazımda diğer tasarımcılarla devam edeceğim.
Şimdilik bu kadar:)

Thursday, February 3, 2011

Sıla Yılmaz Bilun Şen'in butiğinde gördünüz mü?

Dün Bilun Şen'in çok keyifli atölye butiğinde çok keyifli bir kutlama&açılış vardı.Kabarık kabarık eteklerle beyaz ama renkli detaylı t-shirtler ve rengarenk yakalarla bence çok eğlenceli olan tasarımlar bir ay Bilun'un butiğinde satışta olacak. En kısa zamanda ziyaret etmenizi tavsiye ediyorum.
Ben çok kalamasamda Sıla'nın tasarımlarına bir göz atmak ve butiğin yerini öğrenebilmek açısından keyifli oldu :)Demek ki dün keyifli bir gündü sonucunu çıkararak sizi Maritsanın çektiği fotolarla baş başa bırakıyorum söylediğim gibi fotoğraf makinem şu anda elimde olmadığı için ben fotoğraf çekemedim ama sizi fotoğrafsız da bırakmayayım dedim:)
 Sıla ile yeni tanışabildim ama blogunu takip edenler bilir hangi renk Fashion by siu'yu anlatır deseler hiç düşünmeden pembe derdim:)
Çok sevimli ikramlarla karşıladılar bizi.
Eminim 5yaşında olsaydım cennete düştüm zannederdim:)

Bilun ve Sıla sadece ikramlarla değil bir de kabarık Sıla Yılmaz etekleriyle de karşıladılar:)
Bence iyi ki giymişler etekleri çünkü ayrı bir hava katmış ikisine de.Sanki doğum gününe davetliymişiz de onların doğum gününü kutlayacakmışız gibi hissettim.
Çocukken doğum günleri pek özeldir ya işte o etekler de o günü ayrı özel kılmış:)

 Bunlar da Sıla'nın tasarımlarından ipuçları.
Bu soğuk günlerde gidip görmek için teşvik edici olurlar belki. 

Şimdi çok yoruldum onun için İFW ilk gün postu yarın gelecek:)
not: Maritsa'ya sevgiler teşekkürler.

Wednesday, February 2, 2011

Sizin için küçük çevre için büyük bir adım-geri dönüşüm üstüne bir yazı

Bu yazımda geri dönüşümden biraz bahsetmiştim.
Aslında yapacaklarınız sınırsız. Sadece ikinci bir şans vermeniz gerekiyor herşeye.

 Kullanılmış kağıtlara ya da plastik bir şişeye.

Annem çocuk gelişimi öğretmeni olduğu için artık malzemelerle büyüdüm ben.
O yüzden anneminde benim de evlerimizde dağınıklık bitmez.
Ama başka bir göz için dağınıklık demek olan bir malzeme bizim için çok değerli olabiliyor.

Bu tekniği çok seviyorum mesela.
Eski pastel boyaları kurabiye ya da kek kalıbına döküp fırınlıyorsunuz.
Onlar eriyip kalıbın şeklini alıyor sonra onu isterseniz magnet yapın isterseniz kolye ya da aklınıza ne gelirse işte.

GSK(Bogaziçi güzel sanatlar kulubü) nın sloganını severim ben sizde sevin.
Yetenek DEĞİL denemek gerek.
Öz bir cümle.Neden denemeyesiniz?
Belki sizin için çok küçük bir değişim olacak ama geri dönüşüm ve yeniden kullanılabilirlik fikri küçük küçük aklımıza yerleşirse çok daha farklı sonuçları olacak.
Kimse çöplerini sınıflandırmadan atmak istemeyecek mesela.
Kağıt kutusu görünce ona atacak kağıtlarını.

Ya da hiç atmayacak.Oturup bu çöp kovasından yapacak.

Söylediğim gibi sınırınız yok bu konuda.
Kalıplar yok.
Eski klavyenizin tuşlarından kredi kartlarına kadar sınırsız malzemeye sahipsiniz.
Sadece tekrar bakmalısınız onlara.

Onlara tekrar bakarsanız küpe de olurlar kalemlik de.

Hatta en değerli anlarınızı yazabileceğiniz bu 'eşsiz' deftere bile dönüşebilirler.
Artık kimse bir başkası gibi olmak istemezken neden biraz renk ve sevgi katmayasınız ki hayatınıza.
Çöpe atacağınız tek şey de gerçekten çöp olur böylelikle.


İlgilenenler için bulabildiğim kaynaklar: bir iki üç dört beş altı yedi sekiz dokuz on onbir oniki

Boş durmuyorum aslında:)



Depresyon halim geçti gibi.
Tatildeyim şu an mutluyum bile diyebilirim.
Sanmayın ki boş boş oturup duruyorum aslında bir sürü şey diktim hem bu sefer sevdim de diktiklerimi.
Amma fotoğraf makinem gezintiye çıktı:)Onun için gösteremiyorum size diktiklerimi.
Ne acelesi var canım kaçmıyoruz ya.
Hem zaten çok saçma bir blogger oldum ben, sizi de alıştırdım bence bu saçma bloga.

Bu arada geri linkleri kaldırdım niye duruyomuş bilmiyorum zaten. Onun için 2dksını yorum bile yapmaya zahmet etmeyip kendi bloglarının linkini yazıların altına atanlar eğer okumaya zahmet etmektelerse boşuna uğraşmasınlar:)
Yanlış anlamayın bana mail atsanız blogunuzu bile yazarım da burada, çok ayıp geldi yaptığınız her yazının altında bir garip link...
Çenem düştü sevgili mocha severler...

Bu arada yarın fashion by siu'nun bilun şenin butiğindeki kutlamasına kimler geliyor:)
haberiniz yoksa hala hemen buraya alim sizi:)

Tuesday, February 1, 2011

Gün bitmeden bitmezmiş(böyle bir söz yok-iyi ki yok çok saçma oldu:))


Saatlerdir saçmalıyorum. Moralim hiç olmadığı kadar bozuk ama hislerim bi anda değişti. Bunu değiştirense sevgili körebe oldu.
Bu yüzden blog yazmayı seviyorum işte.
Bir gün hiç tanımadığınız birinden bir mail alırsınız öyle sadece selam vermek istemiştir amaçsız ve çıkarsız.
Bir gün facebooktan biri mesaj atar okuyorum blogunu diye hatta arkadaşınızın arkadaşının arkadaşıdır filan.
Bir günse başka bir bloggerın blogunda görürsünüz adınızı moraliniz bir anda tavan yapar:)
Buradan da teşekkür ediyorum körebe:)
Umarım geçmesi gereken dersi biran önce geçer ve rahatlar.
Kendinize iyi bakın...
Sevgiler:)