Tuesday, March 29, 2011

nerelere gitti bu kız

Biliyorum ortalarda yokum ama kısaca söyleyeyim seneye kesinlikle mezun bir insan olmaya çalıştığım için yine milyon tane ders aldım ve sınavlarım haftaya başlıyor. Malesef nisanın sonuna kadar da bitmiyor:(..Blogların durumu da ortada o yüzden azıcık kısacık ara verdim sanırım. Ama yazmayı bırakmadım aslında sedece biraz toparlayıp toplu toplu yazma planlarım var. En kısa zamanda fırsat bulacağım inanıyorum:)
Sıkıldıkça yorum yazın buralarda olup yorumlarınıza cevap yazacağım:) Sevgilerrrrr

Friday, March 25, 2011

21. gün

Neredeyse 1 ay oldu...Arada bir dashboarduma ulaşıp yazı yazabiliyorum. Yasağın kalktığını düşünüyordum ama kalkamamış malesef...Daha da çok sürecek gibi...Resim ekleyemediğim için tam bir yazı yazamıyorum. Bu da bilgilendirme amaçlı olsun madem.En yakın zamanda sansürsüz bir yaşama geçiş yapabilmek niyetiyle kendinize iyi bakın. Kullandığınız hep işe yarayan bir yöntem varsa blogger!a girebilmek için haber verirseniz ne hoş olur:)

Monday, March 21, 2011

Blogger base de keyif

Sonunda huzurla bloga erişebiliyorum. Gerçi yasa değişmediği sürece daha çok sansür göreceğiz gibi ama en azından bunu atlattık şimdilik. Peki herkesler burada mı? Yoksa blog okumayı bıraktınız mı çoktan?(lütfen bırakmamış olun)


Konumuz cumartesi gittiğimiz blogger base. İlk nereden haber aldım hatırlamıyorum buranın varlığını ama geçen gün facebook'ta rastladım. Tembel bir blogger olsam da gidip gördüm size de haber vereyim istedim.


Biz çok beğendik. Ve yamuk olan yukarıdaki fotoğraftan da anlaşılacağı üzere bayağı bir yayıldık, saatlerce oturduk. Planlar yaptık. Kahvemizi içtik ve haftaya tekrar gitme kararı aldık.


Tabii ki teknoloji çağ atladı minicik bilgisayarlar yaptı ama bizim buralar onlardan gelmedi:)
Ipadmiş netbookmuş karşıyız ailecek:)(kedi-ciğer)


Dönelim konumuza
Blogger base'in içinde cafe nero corner'ı var oturup kahvenizi içerken blog postlarınızı düzenleyebilir, sadece muhabbet edebilir ya da yapılan etkinliklerde yerinizi alabilirsiniz.
Kalabalık olmak da da bir sakıca yok çünkü masalar kocamannnnn:)


Bütün fotoğrafları keyif yaparken çekmiş olmam tembelliğimin bir göstergesidir diyorum ve blogger base'e gitmenizi tavsiye ediyorum.Gideceğiniz zaman beni de çağırın olur mu:)


Blogger base adres: Dibek sok. no:17 galata beyoğlu

Sunday, March 13, 2011

Sonunda Frida

Bu hafta neredeyse tüm derslerimi kaçırmış biri olarak çok vicdan azabı çekmekteyim.Hava ise mevsim normallerine dönüş sinyali vermeye başladı. Mevsim de bahar olunca mutluluğum vicdan azabımı bastırdı:) Dün güneşten faydalanıp dışarı çıktık. 
Uzun zamandır Frida sergisine gitme planları yapıyorduk bari bitmeden yetişelim deyip kendimizi Pera'da bulduk.(Sergi 20 marta kadar!Acele edin görmek istiyorsanız.)Sadece bir katın Frida ve Diego'ya ayrılması cumartesi kalabalığı ile birleşince biraz hayal kırıklığına sebep oldu ama olsun.Aynı zamanda iki kat Çarlık Rusyası eserlerine ayrılmış.Gerçekçi Rus sanatının renklerine hayran kaldım kendi adıma. Gerçi bir ara bizden 100küsür yıl önce tamamlanmış bir eseri süper(!) sanat bilgimizle eleştirirken bulduk kendimizi ama hemen ne yaptığımızı fark edip gülmeye başladık.Sonuç olarak ben baharın da etkisiyle şu tablonun içinde kaybolmaya karar verdim. Bana yardım eder misiniz? Biraz eğlenceli kumaşa ve düğün günü hüznüne ihtiyacım var.

Alexei Korzukhin(düğün öncesi eğlence-1889)

Friday, March 11, 2011

İMA ve Marie Claire işbirliği ile Moda editörü yarışması

30 yaşından küçükseniz stylingini kendinizin yaptığı en az 4 fotoğraflık portfolyonuzu gönderiyorsunuz ve yarışmaya katılıyorsunuz.
Ne zamana kadar olduğu konusunda detaylı bilgi bulamadım ama sanırım süresi var:)
Marie Claire'de çalışma şansı ve İMA da eğitim kazanıyorsunuz.
Ayrıntılı bilgi için buraya alalım sizi.

Thursday, March 10, 2011

Picture Me: A Model's Diary (2009)

Dışarısı artık bembeyaz...Evimin önündeki süper yokuşta düşmekten korktuğum için dışarı çıkamıyorum:(...Dersleri de yalan ettim malesef...Neyse ki bir kaç filmim ve kahvem var.
Az önce oturup 'Picture me' yi izledim. Aslında belgesel kategorisine girsede film tadında ve kopmadan izleyebileceğiniz bir çalışma olmuş. Sara Ziff ve Ole Schell'in yönettiği belgesel Sara Ziff'in modellik yaptığı yıllar boyunca çekilmiş görüntülerden oluşuyor. Backstage görüntüleri, moda haftaları, diğer modeller, kampanya çekimleri...bir modelin işindeki tüm ayrıntıları kapsarken aynı zamanda işi için yaşadığı zorlukları çok güzel anlatmış. Sektörün eleştrisini de yapmakta olan bu belgeseli izlemenizi tavsiye ediyorum. Özellikle bu havada benim gibi tembellik yapma peşindeyseniz:)

ps;altyazı bulamadık hiç bir yerde onun için ingilizce izlemeniz gerekecek.

Monday, March 7, 2011

Hüseyin Çağlayan Fall 2011

Şu sıralarda pek fazla okuyup yazamasam da Hüseyin Çağlayan'ın yeni koleksiyonu atlamak istemedim.
Yaratıcılığı üzerine konuşmamızı tamamen anlamsız buluyorum. Yeterince ortada zaten:)
Koleksiyonun ismi Kaikoku Japonya'nın 2. dünya savaşı sonrasında izole halinden sıyrılıp dayatılan globalleşmeye adapte olmasının altını çizmiş(aslında refer etmiş demek istedim ama türkçe olarak bunu buldum:))
Bahar koleksiyonunun ismi de Sakoku idi hatırlarsanız. Sakoku ile de Japonyanın savaş öncesi izole dönemini konu almış.

Koleksiyonunun rengi gri ve siyah. Cepler dışarıda, hatlar bence keskin ve kararlı. Modellerin bakışını çok sevdim. Genel olarak her zaman ki gibi hikayeyi hissedebileceğiniz ve etkileneceğiniz bir koleksiyon olmuş. Tabii ki sevdim:).

fotolar; style.com

Kimsesiz gibi hissetmek

Blog yazarlarının kalbi bir süre sonra bloguyla da birlikte atmaya başlıyor. Tahmin edersiniz ki bloglar da okuyucularıyla var. Her gün kaç kişi bakmış bloguma diye merak ederken benim için bu popülerlik, tanınma arzusu gibi gibi isteklerin çok çok çok dışında bir heyecan.İsmini belki de hiç öğrenemeyeceğim insanların blogumda gezinirken nelerle ilgilendiklerini merak etmek, gelen insanların blogu okurken neler hissedebileceklerini hayal etmek ya da seninle bir yerlerde aynı zevkleri paylaşan insanların olduğunu bilmek...Bu liste böyle güzel bir şekilde uzar gider. Ortada bir özgür irade var. En güzel kısmı da bu zaten, dayatılmadan yazma ve okuma özgürlüğü. Senin emeğin var bir de ortada. En gereksiz, en kişisel, en anlamsız şeyleri yazarken bile yanlış yapmamaya dikkat etmek ama bunu en sevecen halinle yapıp kimseyi kırmak istemediğin için yapmak aynı zamanda bunun için de araştırma yapıyor olmak insanlık haliyle yanlış yazdığınız bir cümle için yüzünüzün kızarması ve aslında hiç bir şey beklemeden sorumlu-luk hissetmek.Gecenin bu saatinde daha çok uzun bir yazı yazarım aslında ama şu anda kendimi durduruyorum. O kadar alışmışım ki buraların kendi halinde devam etmesine, insanların bir uğrayıp çıkmasına, küçük bir yorum bırakmasına ya da eski postları açıp okumalarına şu bir kaç gündür kendimi kimsesiz gibi hissediyorum. Daha da kötüsü tüm bloggerlar'ın hevesi kırıldı,sinirleri bozuldu, canı sıkıldı. Hem de sadece kendimizi anlattığımız paylaştığımız bloglarımıza girmeye çalışırken sanki toplanmış hep birlikte yasa dışı suç işlemişiz gibi hepimizin cezalandırılması çok daha acı. Umarım bir an önce düzelir sorunumuz. Bir an önce eski neşemize döneriz. Okuyabiliyorsanız kendinize iyi bakın. Sevgiyle kalın. 

ps:resimsiz yazmayı sevmiyorum ama bu yazıya resim eklemek de gelmedi içimden hiç. 

Tuesday, March 1, 2011

YASAKKKKKKK!


Ne söylenir üstüne bilmiyorum. Digiturk'un mac yayını yapan bloglardan rahatsız olmasıyla çözüm olarak bloglara erişim kapatıldı iyi mi? İYİ İYİ... Daha iyisini beklemezdim zaten inanın. Böyle bir mantığımız var malesef. Yapıcı çözümler yerine getirin kellesini mantığını seviyoruz. Bir de kalkmış aşağılık kompleksimizle ileriye gittiğimizi fialn iddia ediyoruz. Bravo bize yakışanı yaptık....(çok sinirliyim belli oluyor değil mi?)
Gerçi boşluğa konuşuyorum galiba okuyabiliyorsanız ses verin. Ayrıca twitterda #blogumadokunma tweetleri atarak ve facebook sayfasını paylaşarak destek olun isterim. Sevgiler...:(